Nietzsche ve Ayn Rand

Ayn Rand ve ‘Atlas Silkindi’nin Şarlatanlığı (2): “Nietzsche ve Ayn Rand: Kısa Bir Yorum”

Ayn Rand’ın neden ciddi bir düşünür değil fakat bir şarlatan olduğu hakkındaki, çeviri metinlerden oluşan yazı dizisinin ikinci parçasındayız. Bu yazı dizisini neden başlattığımın sebebini öğrenmek için, aşağıda linkini verdiğim ilk yazının girişini okuyabilirsiniz.


Ayn Rand ve ‘Atlas Silkindi’nin Şarlatanlığı (1): “Buyur ve Silkin”


Bugünkü yazı, en önde gelen Nietzsche akademisyenlerinden birisi olan filozof Brian Leiter‘ın kısa bir yorumudur. Ayn Rand ve Nietzsche’nin düşüncesi arasında ciddi bir ilişki olmadığını ve Rand’ın aslında ne kadar yüzeysel bir felsefeye sahip olduğunu kısaca açıklıyor. Yazı 2009’da Leiter’in kendi blogunda yayımlanmıştır. Çevirisi Gemini ve Google Translate ile yapılmış ve şahsımca gerekli görülen yerlerde düzeltmeler gerçekleştirilmiştir. [Ç.N.] ile belirtilen kısımlar, benim düştüğüm notlardır.


Nietzsche ve Ayn Rand: Kısa Bir Yorum

NY Times’ın yakın tarihli bir kitap incelemesinde yer alan şu tipik aptalca yorum dikkatimi çekti:

“Rand’ın iş adamlarını Übermenschen (ç.n. Üstün İnsanlar) sınıfına dahil etmesi—Alan Greenspan dahil—serbest piyasacıları neden bu kadar cezbettiğini açıklamaya yardımcı oluyor; fakat bu hiç ikna edici değil. Temelde, Rand’ın bireyciliği Adam Smith’ten ziyade Nietzsche’ye çok şey borçluydu (her ne kadar Rand, her zamanki tavrıyla herhangi bir etkiyi reddedip sadece Nietzsche’nin ‘tüm fikirlerimde benden önce davrandığını’ söylese de). Gelgelelim, Böyle Buyurdu Zerdüşt hiçbir zaman yılda çeyrek milyon kopya satmadı.”

Rand’ın “bireyciliği”—eğer onun sanayici kahramanları hakkındaki çocuksu fantezilerine bu ismi vermek isterseniz—Smith’e ne kadar az şey borçluysa Nietzsche’ye de o kadar az borçludur. Nietzsche, kapitalizmden ve kapitalistlerden (ve onların mirası olarak gördüğü kültürel ve estetik bayağılıktan) tiksinirdi; ayrıca “hastaların bencilliği” (Böyle Buyurdu Zerdüşt) ve “çıkarcı sığır sürüsü ve ayak takımı” (Güç İstenci) adını verdiği güruhu da hor görürdü. Nietzsche’nin hayranlık duyduğu şey, “büyüme için en derin şekilde gerekli olan” o tavizsiz öz-sevgiydi (Ecce Homo) [Ç.N. Burada Nietzsche orijinal metinlerinde “strenge Selbstliebe” diyor. Selbstliebe öz-sevgi olarak çevrilir fakat strenge kelimesi “sert, katı, disiplinli, tavizsiz ve titiz” manalarına gelebilir. Kastedilen, kişinin kendi potansiyelini gerçekleştirmek için kendisine karşı uyguladığı disiplindir]. “Erdem, sanat, müzik, dans, akıl, tinsellik”—yani “yeryüzünde yaşamaya değer kılan” her şey (İyinin ve Kötünün Ötesinde)—böylesine tavizsiz bir öz-sevgi gerektirir. Sırf bu sebeple, ve sadece bu sebeple, Nietzsche, bu tür mükemmelliklere muktedir olanları, özgecilik ahlakı hakkındaki o yanlış bilinçlerinden kurtarmak istemiştir. O, kesinlikle herkesin bencil olması gerektiğini, maddiyatın peşinde koşmanın herhangi bir değer taşıdığını veya bencil arzulara teslim olmanın bir erdem olduğunu düşünmüyordu. Onun düşündüğü ve neredeyse kesinlikle doğru olan şey şuydu: Şayet Beethoven gibi biri Hristiyan ahlakını ciddiye alıp bir Hristiyan gibi yaşasaydı, gerçek Beethoven’ın başardıklarını başaramazdı (Beethoven’ın ahlaki bir aziz olmadığını görmek için meşhur Maynard Solomon biyografisini okumak yeterlidir). Dünyanın “John Galt”ları, Nietzsche’nin her zaman alay ettiği “çıkarcı sığır sürüsü ve ayak takımının” sadece daha zengin bir örneğidir.

Söylemeye gerek bile yok ki, Nietzsche, Rand’ın rasyonellik ve nesnellik hakkındaki o ergenvari görüşlerini de paylaşmıyordu, fakat yüzeysel okurların bu ikisi arasında varsaydığı bağ genellikle buradan kaynaklanmaz. Übermenschen konusuna gelince, ilgilenen okurları daha önceki bir tartışmaya yönlendiriyorum.

GÜNCELLEME: Robert Hockett (Cornell) şöyle yazıyor:

Rand’ın kitabının eleştirisindeki şu pasajın hepsinden daha isabetli olduğunu düşündüm:

“Rand’ın kendine has entelektüel katkısı -onu bu kadar popüler ve Amerikalı kılan şey- elitizmi kitlelere pazarlamanın yolunu bulmuş olduğu şekildir—pek çok insanı, özellikle de gençleri, somut hiçbir ayırt edici özellik taşımadan dahi birer dâhi olabileceklerine ikna etmesidir.” (8. sayfanın dördüncü tam paragrafı.)

Kısacası, o mükemmel bir Lümpen-“filozof”dur. Bu incelemeyi yüksek sesle okumaya başladığımda, eşim bana bu saçma kadının popülaritesinin nedenini sordu. Benim hipotezim, onun narsist aptallara bir tür dolaylı kendini övme imkanı tanıdığı yönündeydi. Sonra okumaya başladım ve az önce alıntıladığım cümleyi bulduğumda, Randçı bir kendini beğenmişlikle gülümsedim!

2 responses to “Ayn Rand ve ‘Atlas Silkindi’nin Şarlatanlığı (2): “Nietzsche ve Ayn Rand: Kısa Bir Yorum””

  1. tora avatarı

    Rand iş adamlarını üst insan sınıfına mı dahil etti ☠︎︎

    1. Haha, malesef : D

Ötegezen Feindbild için bir cevap yazınCevabı iptal et

Ötegezen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin