Fiktopya: Bir Uchiha’dan Nefret Savunması

Düzen sizden her şeyi alabilir ama onun planlarına çomak sokan belli bir duyguyu, kemiklerinizden ve etinizden koparamaz. Düşmanlarınızı kabullenmek, onları affetmek zorunda değilsiniz. Hiç kimseyle nezaket ve medenicilik oynama zorunluluğunuz yok. Bunlara hayır diyebilirsiniz. Bunu diyemiyorsanız, İrade sizi gülümsemeye ve el sıkışmaya, onaylar bir şekilde baş sallamaya zorluyorsa da, nefretinize içten içe tutunabilirsiniz. Sakın ola, tahakkümü ve şiddeti devam ettiren “hoşgörülülerin”, kibarlığı gerçekten daha çok önemseyen “medenilerin” söylemlerine inanmayın. Kendinizi suçlamayın. Nefretinizde haklısınız. Elbette, düşmanım değilseniz.

Ateşin İradesi’nden nefret ediyorum. O, aşağılık bir kökenden gelen bir düşünme biçimini devam ettiren bir körlükten başka bir şey değil. Şinobi dünyasının kaosu, düzensizliği ve gerilimi karşısında üretilmiş bir kaçış mekanizması; artık varolmayan bir dünyaya karşı oluşturulmuş bir cevap; ve her şeyden öte, bir baskı ve kölelik aracı. Günümüzde gelenek adı altında varlığını sürdürüyor.

Ateşin İradesi değil miydi, benim klanımı katleden ve onu hapseden? Onun hegemonyasına karşı çıktığımız için, “yeterince sevmediğimiz” için bastırıldık. Sevgi, burada, onların hükmünden başka bir şeyi temsil etmiyordu. Herkesin eşit olduğu söyleniyordu ve eğer eşitsizlikler olduğunu, kökenlere işlemiş adaletsizlikler olduğunu söylerseniz, Ateşin İradesi’ne ihanet eden bir hain, bir bozuktunuz. Şinobiler bu yüzden kaç kişiyi infaz etti? Bu yüzden kaç kişi Ateş’le yakıldı? Kaç yaşayan ve ceset bedel ödedi?

Hepimizin eşit olduğu söylemi, kimi zaman insanı en çok bastıran şeydir. Dünyamızın temellerine bakıldığında, gücün şinobilerin elinde toplandığını görüyoruz. Onların düşünceleri her yerde geziniyor, çocuklara öğretiliyor, bilgelerce yayılıyor. O zaman, nasıl olur da, bir aile olalım? “Sivilleri koruyan” bir şinobi-yönetici, tüm toplum adına bütün kararları alıyorsa, ne tarz bir eşitlik söz konusu olabilir? Oysa bu saçmalığı dogmatik bir düşünceler bütünüyle savunuyorlar. Bu iradenin hata yapamaz atalardan nesiller boyunca aktarıldığını, gerçekliğinin zamanla şüphe bırakmaz bir şekilde sınandığını söylüyorlar. İnsanların çoğunluğu bunu takip ediyor ve sorgulamadan onu kabul ediyor. Ardından çıkıp bir de buna katılmayanları “aptal, şer ve yok edilmesi gereken haşere” olarak veya daha kibar ama daha sinsi bir şekilde “yolunu kaybetmiş, trajik ve sorunlu” olarak niteliyorlar.

Bütün bunları körükleyen, bir yandan sevgiden bahsederken öte yandan Ateş’le bizi tehdit eden bir düşünce, şiddet dolu değil de nedir? Sadece körlerin veya insan derisi giyen canavarların takip ettiği bir şey değil de nedir? Bundan nefret etmekten daha haklı ne var? Bunu hor görmekten, onu yok etmek istemekten daha doğal ne var?

Sizi öldürmek veya başka şekillerde yok etmek isteyen bir düzene saldırmaktan öte, sizi kibar olmadığınız ve hassasiyetlere dikkat etmediğiniz için susturmaya çalışan her türlü naziğe dikkat edin. Size nefretinizde haklı olmadığınızı söyleyeceklerdir. Sizi dışlayacaklardır çünkü çıplak bir şekilde giydiğiniz acınız onların gözünü kamaştırır. Kendilerine kurdukları sahte eşitlik ve hoşgörü dünyasının sarsılmasını kaldıramazlar. Kimi geleneklerin zararlı olduğunu, yok edilmesi gerektiğini kabullenemezler. Sanrıları biriciktir. Onlar için, Ateş’in yanında olanların hassasiyetleri, sizin boynunuzdaki zincirlerden daha önemlidir. Çoğunluğu bu gazabın yakıcılığını hissetmemiştir bile. Hisseden küçük bir azınlıksa, prangalı bir ahlakı benimsemiştir.

Ateş’ten, İradesi’nden ve onun savunulmasından nefret ediyorum. Bunu yapıyorum çünkü iyilik ve barışçıllık söyleminin kendime olan sevgimin önüne geçmesine izin vermiyorum. Kimse yaralarımı görmezden gelmemi, onları açan şeyden gözümü çevirmemi sağlayamaz. Onları sergilemem ve Ateş’i izleyenlere taviz vermemem barışçıl ve iyileri rahatsız ediyor olabilir fakat benim tek yaptığım, varlığıma karşı verilen kadim savaşı tanımak. Köleleştiren barışın ve zincirli iyiliğin benim için bir değeri yok. Bu düzeni ve odu, kimsenin söndüremeyeceği, kocaman ve siyah bir aleve boğmak istiyorum. Korktuğum tek şey, bu alevin hedefini şaşırması ve hak etmeyenlere zarar vermesidir. Ancak hedefimden gözümü saptırmadığım sürece, düşmanlarımı bildiğim sürece, beni ele geçirmesine izin vermediğim sürece, nefretimden utanmıyorum.

Ondan gurur duyuyorum.

– Bir Uchiha


Bir Cevap Yazın

Ötegezen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin