there were lynchings by jacob lawrence

ehven-i şer suskunu

ehven-i şer suskunu
derdi bitmez, tasası solmaz
sürekli hesap içindedir
yüzde beş şunu arttırabilirim
en pragmatik böyle olurum
böyle böyle susmayı öğrenmiştir
aciz ve güçsüz, bastırılmış
öğrenmiştir kendisine adaletsizliği
içinden geleni bastırır
gerçeklik ona yalnızlığı göstermiştir
lafını sakınmayı, içine atmayı
asla istediğini gerçekleştiremeyeceğini
büyük bir hesaplılık mıdır
yoksa öğrenilmiş çaresizlik mi
kim bilir
denizdeki bir kum tanesidir
neyi seçerse seçsin pek önemi yoktur
belki de bu yüzden ifade etmelidir
en azından kendine sadık kalır
ama bu da tehlikelidir
gerçeklikten kopmuş bir budala olabilir
imkansız hayallerini rüzgara bağıran
hangisi doğrudur, hangisi önemlidir
izlenmesi gereken yol nedir
bilen var mıdır, olabilir mi
belki hepsini rüzgara bağırmalıdır
en azından yalnızsan
ve öylesin


Bu şiir 8 Haziran 2023’te yazılmıştır.

Kapak resmi: There were lynchings. Jacob Lawrence. 1940-1941.


4 responses to “ehven-i şer suskunu”

  1. tora avatarı

    Gerçeklikten kopmuş bir budalaysanız sizdeki sorunun giderilmesi için size ait olmayan çözümleri internetten reçete niyetine kendinize yazıp daha da kopuşlara gitmeniz pek olası. Beynini neyle beslediğine dikkat etmeli insan (◡_◡)

    1. Gerçeklikten kopmuş olmak, insanın gerçeklik diye neyi algıladığına çok bağlı değil mi? Bu şiirler elbette böyle okunmak zorunda değil, fakat onları 2023’ün o iğrenç ilk yarısının sonlarına doğru, o sene üst üste gelen iki tane toplumsal şok sonrası yazmıştım. Bildiğimi zannettiğim çok fazla şeyi sorgulattı; ve kendi adıma, epistemik alçakgönüllülük denilen şeyin önemini daha çok anlamama yol açtı.

      1. tora avatarı

        Gerçeklik diyince kafamda oluşan şey öyle ya da böyle oluşan bir başlangıçla birlikte tesadüfler, seçilimler sonucu şu ana dek sürdürülen tamamının anlaşılması imkansız toplu bir maskeli balo, herkesin kalıplara sığmaya çalıştığı, kısıtlı bir algı dünyası. Kişisel olarak ise pek de gerçek hissetmiyorum. Doğru olmadığını bilsem de ehven-i şer suskunlarından biri benim :/ Yazı hoş, durum iyi ifade edilmiş. Şokla, duygu yoğunluğuyla yazılan şeylerin ötekilere kıyasla bir dahası oluyor, etkileyicilik olarak. Sizin gerçeklikten algıladığınız nedir?

      2. Sosyal gerçeklik desem daha yerinde olur. Bu kavrama göre, gerçeklik hakkında algılarımız ve fikirlerimiz içinde bulunduğumuz koşullara göre şekilleniyor. Bu, onların zorunlu olarak yanlış olduğu anlamına gelmese de, açıkçası sık sık böyle oluyor. Örneğin, çoğu insanın rekabetçi ve bencil olduğu bir toplumda yaşayan bir insan, başka toplumlar farklı olabilse bile bütün insanlığı böyle tanımlayabiliyor ve bunun değişmez bir “insan doğası” olduğunu düşünebiliyor.

        Bu şiiri yazmama yol açan konu bağlamındaysa, “mümkün olan”, “makul olan”, “mantıklı olan”, “aklın yolu” gibi şeylerin büyük bir kısmının tuzak olduğu fikrindeyim. Bu tuzağın birçok sebebi var ama konu için özellikle önemli bir tanesi, herkesin aynı şekilde davranması gerektiği hakkındaki garip siyasi kabuldür. Örneğin, radikal siyasi düşünceleriniz varsa toplum içinde bunları söylemek makul değil denir. “Gerçekçi” olmaz veyahut “karşı tarafı bizden itmek” olur.

        Lakin “vatandaş” konumundaki bir insan, bir siyasi parti başkanı gibi hareket etmek zorunda değildir. Her dediğini oy oranlarını tartarak söylemek zorunda değildir. Yararı bırak, böyle bir şey, o bireyin muhalefetini sindirme işlevi görür. Kol kırılır yen içinde kalır diye insanlar kendilerini susturur. Bu, elbette, kişiler ve gruplar arası stratejik işbirliği olamaz demek değil. Fakat böyle bir mantık her zaman için radikal muhalefeti susturmak için kullanılmıştır.

        Oysa radikal kanat etkisi diye bir şey var. Kaynak olarak verdiğim yazımdan alıntılayacak olursam:

        Aslında hem ılımlı hem de radikal kanat statüko tarafından radikal olarak görülse de, barışçıl hareketler çok daha “ılımlı” bir strateji güdüyor ve taleplerinin dinlenmesini istiyordu. Radikal, doğrudan eylem taraftarı kanatsa, statüko üstünde yoğun bir baskı oluşturuyor ve aynı zamanda ılımlı taraf dinlenmezse olayların ne noktaya gideceği hakkında bir uyarı oluşturuyordu.

        Ama ılımlı olmayı “gerçekçilik” ve savunduğu şeyi “gerçeklik” olarak sunan -bu ülkede aşırı yaygın olan- görüşe göre, böyle bir şey gerçek olamazdı–radikallerin olumlu bir etkisi ve işlevi olamazdı. O zaman sosyal bilimlerce varlığı gösterilebilen bu olgu neden var? Bu çok önemli ve arada tekrar tekrar dönüp, tekrar cevaplanılması gereken bir soru.

        Son olarak, bu etki karşı çıkışımın tek sebebi değil. Zira bir birey olarak değerlerim bu ülkenin çok büyük çoğunluğundan çok daha farklı. Ne tabansal ne de kurumsal açıdan, bu ülkedeki herhangi bir siyasi hareketi kendime çok yakın görmüyorum. Elbette, bu onların hepsine aynı mesafe olduğum veya aynı gördüğüm anlamına; veya belli şeyleri desteklemediğim manasına gelmiyor. Ama günün sonunda, Türkiye’deki muhalefet kalbinde büyük bir çürüme taşıyor. Tanıl Bora’nın bu konuda şöyle güzel bir konuşması var.

Bir Cevap Yazın

Ötegezen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin