Nietzsche Şiir Yorumu: Rimus remedium

Nietzsche’nin “Rimus remedium” şiiri, Şen Bilim’in Almanca ve İngilizce baskılarında, kitap sonundaki bölümde verilen şiirlerden bir tanesidir. Bildiğim kadarıyla, Türkiye’de henüz bu kısmın çevirisi yok. Bu yazıda, şiirin Almanca aslını, ünlü Nietzsche çevirmeni Walter Kaufmann tarafından İngilizce çevirisi (1) ve benim bundan Türkçeye çevirdiğim halini ve yorumunu bulabilirsiniz. Türkçe çeviride, zamandan tasarruf için, Google Translate kullandım ve gerekli gördüğüm yerlerde değişiklikler yaptım.

Başlık resmi: Der Wanderer über dem Nebelmeer, 1818, Caspar David Friedrich (kırpılmış)

Şiir

Rimus remedium
Oder: Wie kranke Dichter sich trosten

Aus deinem Munde,
Du speichelf Uissige Hexe Zeit,

Tropft langsam Stund’ auf Stunde.
Umsonst. dass all mein Ekel schreit:
„Fluch, Fluch dem Schlunde
Der Ewigkeit!”

Welt-ist von Erz:
Ein glühender Stier,—der hart kein Schrein.
Mit fliegenden Dolchen schreibt cler Schmerz
Mir ins Gebein:
„Welt hat kein Herz,
Und Dummheit wär’s, ihr gram drum sein!”

Giess alle Mohne,
Giess, Fieber! Gift mir ins Gehirn!
Zu lang schon prüfst du mir Hand und Stirn.
Was frägst du? Was? „Zu welchem—Lohne?”
-Ha! Fluch der Dirn’
Und ihrem Hohne!

Nein! Komm zurück!
Draussen ist’s kalt, ich höre regnen
Ich sollte dir zärtlicher begegnen?
—Nimm! Hier ist Gold: wie glänzt das Stück!—
Dich heissen, „Glück”?
Dieh, Fieber, segnen?—

Die Tür springt auf!
Oer Regen sprüht nach meinem Bette:
Wind löscht das Licht,—Unheil in Hauf’!
—Wer jetzt nieht hundert Reime hätte,
Ich wette, wette.
Der ginge drauf!

Rimus remedium
Or: How sick poets console themselves

From your old lips
O Time, you drooling ghoul,
Hour upon hour drips.
My nausea cries to no avail:
“Damn, damn the grip
Of your eternal rule!”

World—hard as stones:
A glowing bull—he hears no crying.
Pain writes with daggers that are flying
Into my bones:
“World has no heart;
The fool bears her a grudge and groans.”

Pour poppies, pour,
O fever! poison in my brain!
You test my brow too long with pain.
Why do you ask, “For what—reward?”
—Hah! Damn the whore
And her disdain!

No! Come back! Hold!
I hear the rain, outside it’s cold—
I should be gentler? You want a caress?
—Take this! It glistens; it is gold.—
You—”happiness”?
You, fever, I should bless?—

A gust—the door
Flies open—rain—my bed gets wet—
The light’s blown out—mishaps galore.
—Without a hundred rhymes, a wight—
I bet, I bet—
Would be done for!

Rimus remedium
Veya: nasıl hasta şairler kendilerini teselli eder

Senin yaşlı dudaklarından
Ey Zaman, seni salyası akan hortlak,
Saat üstüne saat damlar.
Mide bulantım boşuna ağlar:
“Lanet olsun, lanet olsun
Senin sonsuz hükümdarlığına!”

Dünya—taşlar kadar sert:
Parlayan bir boğa—ağlayışı duymaz.
Uçan hançerlerle yazar acı
Kemiklerimin içine:
“Dünyanın kalbi yoktur;
Aptal ona kin besler ve inler.”

Dökün haşhaş, dökün,
Ey ateş! beynimdeki zehir!
Alnımı acıyla çok uzun süredir sınıyorsun.
Neden soruyorsun, “Ne için—ödül mü?”
—Hah! Kahrolsun fahişe
Ve küçümsemesi!

Hayır! Geri gel! Dur!
Yağmuru duyuyorum, soğuk dışarısı—
Daha nazik mi olmalıyım? Okşamamı mı istiyorsun?
—Bunu al! Parlıyor; o altın.—
Sen—”mutluluk” mu?
Seni, ateş, kutsamalı mıyım?—

Bir rüzgar—kapı
Aniden açılıyor—yağmur—yatağım ıslanıyor—
Işık söndü—aksilikler coşuyor.
—Yüz kafiye olmadan, bir kişi—
Bahse girerim, bahse girerim ki—
Biterdi!

Yorum

Şiirin ilk bentine (şiirsel “paragraf”) baktığımızda, her varoluşçu gibi ölüm korkusuyla yüzleşen bir Nietzsche’yle karşılaşıyoruz. Zamanın geçişi ve ölümün varlığı onu korkutuyor ve onlara lanet ediyor. Lakin ikinci bentte, bu inleyişinin ve lanetleyişinin boşuna olduğunu hatırlıyor. Dünyanın, yani evrenin, insanın acısına karşı duyarsız olduğu aklına geliyor. Başka bir deyişle, ateist ve materyalist bir bakış açısıyla, evrendeki acının “objektif” bir sebebi olmadığını hatırlıyor. Bu da, onun için, evrene isyan etmesinin anlamsız olduğu anlamına geliyor.

Üçüncü bente geldiğimizde, onun ıstırabına yol açan tek şeyin ölüm korkusu olmadığınu görüyoruz. Haşhaş kısmı bir ağrıdan muzdarip olduğuna işaret ediyor (o dönemde haşhaş bazlı ağrı kesiciler yaygındı) ve “Beynimdeki zehir” ve “Alnımı acıyla çok uzun süredir sınıyorsun” kısımları, bir baş ağrısı veya acısı tarzı bir hastalıktan muzdarip olduğuna işaret ediyor. Bu durum şaşırtıcı değil çünkü Nietzsche’nin çocukluğundan beri migren ağrısı çektiği biliniyor (2). Sadece bu da değil, Şen Bilim’i yayımlamadan üç sene önce, 1879’da, aşırı migren ağrısı ve kimi başka sağlık sorunları sebebiyle üniversitedeki işinden ayrılmak zorunda kalmıştı (3).

Üçüncü bentteki diğer bir önemli kısım, bir sorgulama yapan üçüncü bir kişiden bahsetmesi ve ona lanet etmesidir. Bilindiği üzere, Nietzsche öte dünya inançlarına, bu dünyayı değersizleştirdiklerini düşündüğü için karşıydı. Özellikle, bu dünyayı çekilecek bir çile olarak gösteren ve bunun karşılığında diğer dünyada ödüller vaat eden inançlara karşıydı. Bu tarz bir inancı, yaşadığımız ve kesin olarak sahip olduğumuz yegane hayatın içini boşaltan, onu sevilecek ve olumlanacak bir şeyden, içi boş ve reddedilecek bir şeye dönüştüren bir perspektif olarak görüyordu (4, 5). Bu bilgi ışığında, şu kısım özel bir öneme sahip oluyor.

Neden soruyorsun, “Ne için—ödül mü?”
—Hah! Kahrolsun fahişe
Ve küçümsemesi!

Burada, bu acıya katlanmamızın sebebini bir öte dünya ödülü olarak sunan inanç reddediliyor. Aynı zamanda, bu inanca sahip kişinin bu dünyayı olumsuzlaması, yani “küçümsemesi” lanetleniyor.

Dördüncü bentte, okuyucuya veya “fahişeye”, belki de her ikisine, bir geri gelme çağrısı yapılıyor. Bir önceki bentin sonundaki saldırıdan dolayı kişinin kaçmasını önlemek istiyor. Bunun için, “Es ist nicht alles Gold, was glänzt,” yani “Parlayan her şey altın değildir,” lafına atıfta bulunuluyor. Kaçmasını önlemek istediği kişiye karşı “daha nazik olmak” için, bir “parlayan şey” sunar gibi davranıyor. Lakin deyime yaptığı göndermeden, bu sunduğu şeyin bir yalan olduğunu düşündüğü anlaşılıyor. Bu yalan ne oluyor? Mutluluk. Nietzsche’nin felsefesinin diğer bir önemi, hedefi rahat etme olan hedonizm odaklı mutluluğu reddetmesidir (6). Bu mutluluğu reddettikten sonra, “ateşi”, yani acısını kutsamayı seçiyor. Bu, yine, Nietzsche’nin felsefesiyle uyumlu çünkü Nietzsche büyük bir insan olmak için, acı çekmek gerektiğini düşünüyordu. Acı tek başına büyük insan yaratan bir şey olmasa bile, ona göre, bunun koşullarından birisiydi (6). Bu noktada, Nietzsche bu kadar acı çekmese, acıyı bu kadar olumlayan bir felsefe üretir miydi, diye sorulabilir. Ne de olsa, felsefesinin temeli, dünyadaki bütün acıya rağmen hayatı olumlama ve onu yaşamaya değer görme isteğidir. Bu yüzden, acıyı olumlayıcı bir felsefeyi geliştirmesinin sebebi, acı içinde bir hayat geçirmiş olması olabilir. Bunun, Nietzsche’nin felsefesiyle bir çelişkisi de zorunlu olarak bulunmuyor çünkü Nietzsche, dünyada objektif doğru değil, sadece perspektifler bulunduğunu savunuyordu (5). Lakin perspektivizmine rağmen, bu perspektiflerin ana amacını hayatı olumlama olarak görüyordu çünkü hiç kimsenin “hayat perspektifinin” dışına çıkamayacağını düşünüyordu (5). Bu yüzden, kendi perspektifinden, hayatı olumlayan bir felsefe üretmesi bir çelişki olmuyor.

Son bente geldiğimizde, hayatının karmaşasının ve insanı allak bullak edişinin tekrar döndüğünü görüyoruz. Nietzsche’nin “evinin içine” kadar giriyor ve aksilikler yaratıyor. Bu noktada, Nietzsche, bir şair olarak yaratmanın, hayatın karmaşasıyla başa çıkma yöntemi olduğunu ve eğer bu olmasa, hayatla baş edemeyeceğini belirtiyor. Bu ışıkta, şiirin başlığı da anlam kazanıyor: nasıl hasta şairler kendilerini teselli eder. Rimus remedium da, zaten, “Çaremiz var” demektir.

Kaynaklar

  1. Nietzsche, Friedrich Wilhelm, 1844-1900. (1974). The gay science; with a prelude in rhymes and an appendix of songs. New York :Vintage Books.
  2. Hemelsoet, D., Hemelsoet, K., & Devreese, D. (2008). The neurological illness of Friedrich Nietzsche. Acta neurologica Belgica, 108(1), 9–16.
  3. Sax, L. (2003). What was the cause of Nietzsche’s dementia?. Journal of Medical Biography, 11(1), 47-54.
  4. Nietzsche, F. How the True World Finally Became a Fable. Twilight of the Idols, or How One Philosophizes with a Hammer, The Portable Nietzsche, 485-86.
  5. Reginster, B. (2009). The Affirmation of Life: Nietzsche on Overcoming Nihilism. Harvard University Press.
  6. Leiter, B. (2015). Nietzsche. In Forster, M. N., & Gjesdal, K. (Eds.) The Oxford Handbook of German Philosophy in the Nineteenth Century. Oxford University Press.

Bir Cevap Yazın

Ötegezen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin