Yaşayan Ölüler Arasında

Antitezim,
varoluşumun belası mücrim,
hevesi öldüren kuraklık.
Sıkıcı ve banal.

Çare ararken bile
sıkar seni.
Yapacak daha iyi şeyler vardır,
uğraşılacak daha ilginç sorunlar.
Bunun için doğmamışındır.

Aşağı çeken bu şer,
bu evil,
tek bir darbe vurmaz.
Bir sürü küçük darbeyle,
seneler içinde,
seni bıktırır.

Sınırlı değildir sadece,
karşı oldukların,
nefret ettiklerin,
öfkeli oldukların,
sevmediklerinle.

Onu görürsün,
sevdiklerinde,
önemli önemsiz her alanda,
neredeyse her insanda.
Yozluktur.

Her yere sızar,
her şeyi ele geçirir.
Canlı veya cansızlaşmış,
hiçbir şey yoktur,
elini atmadığı.

Her delikten,
her çatlaktan,
içeri sızar.
Kendi hüküm alanında,
iradesine göre yaşam yetiştirir.

Basit bir kişi veya varlık değil,
her şeye işlemiş bir kozmik dehşettir,
çürük ceset kokan çiçekler gibi
aşağı-lık yetiştiren.

Vaha yoktur.
Cennet yoktur.
Kaçış yoktur.
Sadece gittikçe artan çürüme,
gittikçe artan cehalet,
gittikçe artan ceset kokusu vardır.

Neden?
Çünkü yeni ufuklar ararsın
ve yeni yükseklikler.
Kendini zorlar ve büyürsün.
Ne iyidir bu Wille zur Macht!
Ne büyük mutluluk ve haz kaynağıdır!
Tam da bu yüzden,
Nemesisin en sıkıcı şeydir.
Bütün vücudun ve varoluşunla,
tiksindiğin o ceset şeydir.
Sürekli yerinde seken,
gelişmemiş kalan,
büyümeyi reddeden,
yeniliğe kapalı,
öğrenmeyi elinin tersiyle iten,
öğrenenden nefret eden,
kendi yetersizliğini ve cehaletini
bilgi zanneden
ve bunu gurur kaynağı yapan.
Ne korkutucu bir paradoks!
Büyümemek üzere büyümüş o şey!

Yapabilseler, organların çığlık atardı,
Dokuların haykırırdı,
“Uzat tut şunu benden!”
Ama yapamazlar.
Ama yapamazsın.
Onların evreninde yaşıyorsun.
Yalnızsın.


Bir Cevap Yazın

Ötegezen sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin