Kan ve ruhunu feda ederek gerçeği öğrenmek, İlk Günah’ı yüzeye çıkarmak, insanı bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor. Eğer Urahara olursanız, bir iyileşme imkanı sağlayabilirsiniz. Lakin böyle bir şey yapmak Soul Society düzenini devam ettirmek demektir. Yani bir gün birisi çıkıp “Bakın işte, Soul Society iyiye gidiyor. Demek ki dediğiniz kadar kötü değilmiş,” diyebilir. Yani nefret ettiğiniz sistemi bizzat insanların aklında meşru kılan şey olacaksınız. Öte yandan, dünyaları kendi haline bırakmak da, pek çok masumun acı çekmesi ve Hollowlar tarafından yok edilmesi anlamına gelecek. Bu durumda ne yapmalı? Soul Society’yi yok edip yerine Yhwach gibi bir yeni düzen getirme umudu yok. Böyle bir kuvvet olsa bile, böyle bir düzen var mı, bunu bile bilmiyorum.
Üç Dünya’ya yaşamak için değil, kendimizi aşmamız için geldiğimizi söyleyenler var. Eğer öyleyse, ben hayatın en temel işlevinde başarısız mı oluyorum? Bugüne kadar bu savaştan kaçmadım, peki o zaman neden şimdi kılıcım titriyor? Çaresiz olduğunu düşündüğüm için mi, yoksa benim için fazla büyük olduğunu düşündüğümden mi? Onlar mı çok güçlü, yoksa ben sandığım kadar özel değil miyim? Ne de olsa, bugüne kadar Soul Society’yi değiştirebileceğimi, kalıcı olarak bir şeyleri yerinden oynatabileceğimi düşünerek geldim. Her geçen gün bu gittikçe daha zor görünüyor. Kendi sınırlarımın farkına varıyorum, soylu ailelerin gücü ve fikirleriyle her yerde karşılaşıyorum. Kurotsuchi’nin kılıcının zehri gibi her yere sızmış.
Acaba yanması ve reişilerden yeni bir şey doğması için her şeyi terk mi etmeli? Bırak eskiden geleni ve kurulu olanı Cehennem alsın?!

Bir Cevap Yazın